Lilypie Third Birthday tickers

22 Mayıs 2011 Pazar

Hoşgeldin Bahar...

Uzun zaman oldu yazmayalı... Ama ben böyle olacağını biliyordum. Hayatım boyunca hep böyle oldu çünkü. Günlük tutma yeteneğim olmadığı için... Amaaa, bu blog oğlum için olduğundaaan, burda durum farklı, sıkılıp aylarca bi kenara bırakamıyorum. Pondik beni artık o kadar yoruyor ki, gün boyu yazmak istediklerimi kafamda tasarladığım halde akşam parmaklarımda bile derman kalmıyor. Olduğum yere yığılıp kalıyorum çoğu zaman…

Oğluşum 13. ayını doldurdu. O kadar güzelleşti, tatlandı ki nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Bütün zamanımızı dolu dolu geçiriyoruz artık. Havalarda ısınsaydı keyifler tam tam olacaktı :) Artık tam anlamıyla yürüyor, kendi çapında konuşuyor, anlatıyor, şarkılara tekerlemelere eşlik etmeye çalışır gibi bişeyler söylemeye çalışıyor, güldürüyor, coşturuyor, ne istediğini anlatıyor, herşeyi anlıyor, hergün daha da tatlanıyor, tadına doyulmuyor...
Yaramazlıkları da hat safhada tabiî ki… Ev dağıtmanın sınırlarını çoktan aştık, toplayabilmenin mümkün olmadığı seviyelerdeyiz J
En büyük zevklerinden biri çamaşır makinesinin içine kafayı uzatarak ‘hah’ deyip yankıyı dinlemek J Vazgeçirmeye, engellemeye çok uğraştım ama sonra baktım yasaklayınca daha çok ilgisini çekti. Her fırsatta makineye yönelmesi sonucu beraber değişik sesler çıkarıp oynadık, artık kapağı açmaya çalışmaktan vazgeçti.  Gülüyorum, çok tatlı oluyo, çok eğleniyo fln ama ben yokken de yapacak diye ödüm kopuyo… Artık sadece düğmesini çeviriyo, ışık yanıp sönmeye başlayınca 1-2 sn. bakıp bırakıyo. Ama o ışık orda yanıp sönecek! Yoksa içi rahat etmiyo, ben kapatıyorum o açıyo, ben kapatıyorum o açıyo… Böyle sürüp gidiyo ama buna razıyım kapağı açmasın da…
Nihayet hava ısındı J Sonunda çıkıp bahçemizde oynayabildik. O kadar güzeldi ki içeri girmek istemedi. Yaz boyu dışarıdayız artık. Ama içeri girmemiz gerektiğinde nasıl başarabileceğiz çok merak ediyorum J


Çiçeklerimizi diktik, temizliğimizi yaptık, minderlerimizle örtülerimizi yıkayıp serdik, mis gibi oldu bahçemiz, yaza hazırız, artık misafirlerimizi ağırlamak için sabırsızlanıyoruz… J

29 Mart 2011 Salı

Ve Doruk... :)

İyiki doğdun oğlumm.. İyiki geldin bebeğimm.. İyiki benim oldun.. İyiki...

 


Canımın parçası... Sen ne zaman doğdun, ne ara büyüdün, nasıl 1 sene geçti de, koca 1 yaşında çocuk oldun ahhh...
Bana annelik tacını taktın...
Hayatımdaki bütün eksiklikleri doldurdun. Ben sen gelince tam oldum. İçimin acıyan yaralarını sardın. Yarım yamalak değil, gerçekten mutlu oldum. Gerçekten güldüm. Gerçek huzuru, gerçek zenginliği, gerçek sadakati, gerçek şefkati tattım. Tabi yanında gerçek korkuyu da...


Benim şansım sensin. Canımsın. Kanımsın. Sana sahip olmak, hayatta yaptığım en iyi şey. Ve katkılarından dolayı sevgili babana teşekkürlerimi sunuyorum.
İkinizi çok seviyorum. Siz benim herşeyimsiniz. Sevgiler...

25 Mart 2011 Cuma

Bak ne yaptım :)

Geçen gün evin ortasında yarım yamalak yapılmış halini görünce çok güldüm, iyiki hemen resmini çekmişim artık doğrusunu yapmayı öğrendi. Yanlış koyunca bakıyo olmadı, hemen devirip başlıyo yeniden yapmaya :)

Bide ısrarla üstüne üstüne koymuş :)

24 Mart 2011 Perşembe

Aile Eğitimi-3

KONU: ÇOCUĞA KENDİMİZİ İFADE ETMEK

Kendimizi ifade etmek birçok açıdan önemlidir. Çocuklarımızın davranışları karşısında duygularımızı düşüncelerimizi söylemezsek onlar yüz ifademizden, duruşumuzdan anlamlar çıkarmaya çalışacaktır. Ayrıca davranışlarıyla bizi nasıl etkilediklerini anlayamayacaklardır.

Çocukların hoşumuza gitmeyen, bizi rahatsız eden bir davranışı sonucu kendimizi ifade ederken dikkat etmemiz gereken noktalar:

- Genelleme, küçümseme, suçlama, etiketleme gibi kişiliği hedef alan (baskıcı tutum) iletişim şeklini kullanmayacağız.

- Çocuğun kişiliğini değil davranışını hedefleyeceğiz ve neden bu davranışı yanlış bulduğumuzu, bu davranışın bize olan zararını/etkisini çocuğa açıklayacağız. Bir de bu davranış sonucunda hissettiğimiz duyguyu anlatacağız.

Örnek:

- Alışverişte sürekli birşey almamı istediğinde (olay) sıkılıp utanıyorum (duygu) çünkü hem işimi çabuk bitiremiyorum, hemde satıcılardan rahatsız oluyorum (davranışın etkisi)

- Yemeğini iyi yemediğin zaman (olay) endişeleniyor ve üzülüyorum (duygu) çünkü iyi beslenemeyeceğini ve hastalanacağını düşünüyorum (davranışın etkisi)

Bu tarz cümleleri olumlu ve hoşumuza giden olaylarda da kullanabiliriz. Örneğin çocuğunuz evi toplarken size yardımcı oldu. Siz de;

-' Toz alarak evi toplamama yardım etmen çok hoşuma gitti. Bugün daha az yoruldum.' dediğinizde onun bu davranışını teşvik etmiş olursunuz.

22 Mart 2011 Salı

Aile Eğitimi - 2

Perşembeden beri ancak vakit bulabiliyorum. Yoğun bi haftaydı doğumgünü hazırlıkları da tam gaz sürmesi gerekirken ben daha hiçbişey yapmıyorum :))) Hatta şu an bile yemek yapmam lazım umarım pondik biraz daha uyur...

KONU: İLETİŞİMDE ENGELLER

Anne babalar, çocuklar bir sorun, sıkıntı yaşadıklarında, çocuğa soru sorarak ya da öğüt vererek sorunların çözüleceğini düşünürler. İlişkilerin sağlam temellere oturması için tabiki anne babalar çocuklarıyla konuşmalı ve çocuklar da anne babalarıyla konuşma gereğini hissetmeliler. Ancak bütün iyi niyetlere rağmen bazı yaklaşımlar, sorunu çözmek yerine sorun yaratma şekline dönüşebilir veya çocukla anne baba arasındaki iletişime engel oluşturabilir.

Önemli bir sorunla karşılaşan çocuğa genellikle gösterilen yaklaşımlar tam tersi tepki yaratıp 'engel' haline dönüşebilir ve çocuğa yardım amacıyla söylenen sözler sorunu içinden çıkılmaz bir hale dönüştürebilir. Halbuki çocuğunuz size bir sıkıntısını anlatırken onu sadece dinlemeniz yeterlidir.

İletişimde engel oluşturabilen yaklaşımlar:

- Emir vermek, yönetmek
- Tehdit etmek, gözdağı vermek
- Yargılamak, eleştirmek, suçlamak
- Ad takmak, alay etmek, utandırmak
- Karşılaştırmak, kıyaslamak
- Vaaz vermek, ahlak dersi vermek
- Öğüt vermek, çözüm ve öneri getirmek
- Öğretmek, nutuk çekmek, mantıklı düşünceler önermek
- Övmek, iltifat etmek, pohpohlamak
- Yorumlamak, analiz etmek, tanı koymak
- Güven vermek, desteklemek, avutmak, teselli etmek
- Soru sormak, sınamak, çapraz sorgulamak
- Oyalamak, dikkatini dağıtmak, şakacı davranmak, konuyu dağıtmak.

Bazen çocuğun tek ihtiyacı birinin susup onu anlayışlı bir şekilde dinlemesidir. Biri kendisini sorgularken, suçlarken ya da nasihat ederken, çocuğun doğru ve yapıcı düşünmesi zordur. Şefkatli bir tutumla birlikte söylenen 'Hımm...yaaa...öylemii...' gibi sözler çocuğu, kendi düşüncelerini ve duygularını araştırmaya teşvik eder ve büyük bir ihtimalle de çareyi kendi kendine bulur.

15 Mart 2011 Salı

Bugünlerde...

Dağınıklığın,

Huysuzluğun,

Yaramazlığın,

Oyunbazlığın,

Şirinliklerin

DORUKLARINDAYIZ :)