5 Nisan 2012 Perşembe

Antalya Macerası

Pazar günü eşim akşam Antalya'ya gidiyorum deyince bende önce annemlerde kalmayı düşündüm ama 1 gecede kalıp 2. gün akşam döneceğini söyleyince benim kafanın üstünde bi ampul yandı :))
En sevdiğim arkadaşlarımdan biri Antalya'ya yerleşmişti ve görüşmeyeli çok uzun zaman olmuştu. Fırsat bu fırsat demeli ve Nilgün'cüğümle güzel kızı Tuana'nın yanında almalıydık soluğu.
Uçak bileti ertesi gün öğlen vardı, arabayla gitme fikri de eşime cazip gelmeyince zar zor otobüs bileti bulduk
Her zaman ki gibi muhteşem ağırlandık.
Tuana da oğlumla iyi anlaşsaydı tam süper olacaktı :)))



Çok iyi geldi bu kaçamak. Hem dinlence, hem hasret gidermece oldu az da olsa...
Bu arada oğlumun da dili çözüldü havadan mı sudan mı :)))
Yeni kelimelerini ayrıca yazmak istiyorum inşallah :)

29 Mart 2012 Perşembe

İyi ki Doğurdum :)

2 yıl önce bugün...
O günün 'O GÜN' olduğunu nerden bilebilirdim :) Muhtemel doğum tarihimize 6 gün kalmıştı. Günlerden pazar, üzerimde bi yorgunluk, bütün gün bi oraya bi buraya devrilip devrilip yatıyorum. O kadar çok kilo aldım ki iki lokma yesem doyuyorum hatta artık nefes alacak yerim kalmamış gibi, daralıyorum. İçimdeki kıpırtılar artık hoplama zıplama denebilecek düzeyde... O kadar ki bi ara karnımın yaklaşık 10 cm. yükseldiğini farkettim. Sadece ben değil eşimde gördü. Heralde takla attı dedim eşime ama içim içimi yedi ya ters döndüyse normal doğum olmazsa diye. Akşamüzeri kıpırdanmalar kesilince biraz uyumuşum. 1 saat kadar sonra tuvalete kalktığımda farkettim suyumun geldiğini. Aslında hemen hastaneye gidecek kadar acil değilmiş durumum ama nerden bilebilirdik :) Meğer bizim ufaklık birazcık yaramazmış, annesinin karnında bile rahat duramazmış, hareket etmeye çalışırken kesesini delivermiş ufacık :)
Ağrım sancım yok ama hastaneye gidince bırakırlar mı hiç, yattık paşa paşa... Bu kısmı pek hatırlamak istemiyorum aslında ama sadece sancılarımın çoğalmasını beklerken sabaha kadar pencereden gökyüzüne bakıp bu gece bitecek mi diye düşündüğümü unutamıyorum... Kalp atışlarını dinleyerek kendimi yatıştırdım. Sabah olacak, oğlum gelecek diye...
Saat 9a kadar dayanılmaz ağrılar çektiğimi söyleyemem. Ama son 15-20 dk. ömre bedeldi :)


Ve saat 09:23 ! Hediyem geldi :) Bundan sonrasını anlatacak kelime bulamıyorum. Sonrası dediğim de 2 yıl :))) Hoşgeldin bebeğim... İyiki geldin... Seni çok seviyorum...

15 Şubat 2012 Çarşamba

3. YILIMIZ




Meğer ne kadar doğru bi karar vermişim 14 şubatta evlenmekle!
Eminimki evlilik yıldönümümüz olmasa asla kutlamazdık...
3 yılı geride bıraktık.
3 kişilik çekirdek ailemiz, acı tatlı anılarını biriktirerek hızla yoluna devam etmekte...
Ara ara duygusallaşıp neler neler yazmak istiyorum ama şimdi vaktim yok :(
Sadece:
İyiki evlenmişiz :)

Kartta yazan not:
- Başıma gelebilecek en güzel mutluluktu seninle hayatımı birleştirmek...


Bu da çiçeğim :)




Bu da balkabağım :)

Bu da yeni senemizin şarkısı olsun :)


18 Ocak 2012 Çarşamba

Nam-Nam-Nooo = Kar Yağıyo :)

Kar böyle lapa lapa yağar, hava yumuşacık olur, hastalıkda olmazsa evde durulur mu hiç ?
Durulmaaaazzz :)))
Önce bi durulur,bakılır,
Kartopu yapılır,
Tehlike görünmüyorsa
Karlar sevilir,
Emeklenir,
Batılır,çıkılır,
Yatılır,
Kalkılır,
Abartılır,
Atmaya çalışılırken üste başa saçılır,
İyice bulanılır,
Yuvarlanılır,
Mutlu olunur :)

3 Ocak 2012 Salı

Terket oğlumu hastalık!

Cuma akşamı başlayan hafif öksürük artarak çoğaldı, pazar gecesi göz-burun akması, yüksek ateş, ishal, iştahsızlık, uyksuzluk, huysuzluk, tatsızlık, halsizlik vs. sabahı sabah ettik. Pazartesi doktorda aldık soluğu... Çok şükür beta çıkmadı. Bademcikleri şişmiş pondiğimin. Antibiyotik, öksürük şurubu, ateş düşürücüyle kurtardık şimdilik... Dün gece yine yükseldi ateş ama 38i geçmedi bu sefer. Uyurken meme bile istemedi :(
Bu sabah biraz iyi gibi. Hareketlenmeye başladı çok şükür...
Yaramazlık yapmaya başlayınca inanacağım iyileştiğine :)
Gözleri yarım açık, sessiz sessiz ağlayarak yardım ister gibi gözümün içine bakarken çok kötü hissediyorum kendimi...
Bidaha hasta olma bebeğim...
Bununla geçmiş olsun...

24 Aralık 2011 Cumartesi

Doruk Kuralları


1- Kimin hangi koltuğa oturacağına ben karar veririm. Kafaya göre oturulmayacak.

2- Pepee seyrederken dikkatim dağıtılmayacak, asla önüme geçilmeyecek.

3- Anne - baba tek başına yemek yiyemez. Hatta beraber başka faaliyetlerde bulunamaz.

4- Ad-daa dediğimde her iş bırakılıp gezmeye gidilecek.

5- Her istediğimde (tıklım tıklım bi otobüs ya da banka farketmez) meme verilecek.

6- Uslu uslu duramam kıyafetler ben çırpınırken giydirilecek.

7- Istemiyorsam altım değiştirilmeyecek.

8- Her bıcı bıcı dediğimde banyo yaptırılacak, ben isteyene kadar (saatler sürsede) çıkılmayacak.

9- Gece uyuyorum diye rahat edilmeyecek. 2 saatte bir yanıma gelinecek, meme verilecek,
kendim birakana kadar yanımda yatılacak, itekleyince gidilecek.

10- Ne oynamak istiyorsam o an o saniye o oyun oynanacak.
Basket oynarken attığım topa bakılacak, tezahurat yerinde yapılacak.

11- Yediğim her lokma alkışlanacak.

12- Atıştırmalıklar önce bana ikram edilmeden yenmeyecek.
Hatta markette peynirin, zeytinin lezzeti önce bana sorulacak.