20 Eylül 2012 Perşembe

Dondurma sevdası...



İlk dondurma düşer, ikinci akar gider, üçüncü kuma bulanır, dördüncü nihayet yenir,
ama Doruk doyar mı, doymaaazz...
Anneye gider almaz, babaya gider, o da almazsa amcaya gider, biri mutlaka alır.
Çünkü isteme aynen şöyledir: 'Amcaa tuyuncu domamaa alıı mısın?'
Dondurmacının yüzünden plajdan soğudum...
Abiye 'sen çok yedin artık sana yok' dedirttik, o bile işe yaramadı :)
Neyse ki Efe vardı da, bak balık var, bak yengeç var oyaladı...


30 Temmuz 2012 Pazartesi

Memeyi hallettik sıra tuvalette...

Uzun zaman yazmayınca konular birikti. Aslında yazmak istediğim çok şey oluyor ama bu ara evde internet yok sık yazamıyorum. Aklıma geldikçe not alsam iyi olacak unutuyorum çünkü...

Sonunda muradıma erdim ve memeyi bıraktık. Bu sıcakta tam bi kabustu. Bugün 5. gün ve ben bittiğine tam olarak inandım :) Ama tam olarak 28 ay emzirmişken neden vicdan azabı çektiğime dair bir fikrim yok! Gece uyandığında istiyor ama aslında alışkanlıktan, su istemesi gerektiğini bilmediği için meme istiyor. Çünkü sen susadın bak suyun burda dediğimde içip uyuyor. Eskiden de gece emmelerini kaldırmak istediğimde denerdim ama bi yudum bile içmez, avazı çıktığı kadar bağırırdı :) Bu dönemi bu kadar sorunsuz atlatabileceğimizi düşünmemiştim, darısı tuvalet eğitiminin başına... :)

Dün başladım şu ana kadar gayet başarılıyız umarım böyle devam eder... Kakayı yaptıktan sonra ya da yapmaya başladığında haber veriyor ama çiş söylemeyle hiç alakası yok. Tuvalete her götürdüğümde yapıyor ama daha hiç kendi söylemedi. Acaba ben mi çişi gelmesine fırsat vermiyorum dedim ama öyle olsa kaçırmazdı heralde :) Sanırım aferinler ve alkışlar işe yarıyor, yaptıktan sonra acayip mutlu oluyo kendini alkışlıyo, 'Aptımm, aptımmm!' diye bağırıyo heralde bu iyiye işaret :)

Umarım bi sonraki yazımda bunuda sorunsuz halletmiş oluruz...

16 Temmuz 2012 Pazartesi

papağan

Baba dedi, anne dedi, su dedi, bu dedi derken zaman ne çabuk geçti. 
Artık evimizde bir papağan var :)

Ne söylesek söylemeyi de geçti, söylediğimizi soruya çeviriyor: Buldum diyorum, buldunmuu diyor, yeşil buldum diyorum şişil buldunmuu diyor :) Soru eki zamanla yerini bulur nasılsa zaten böyle çok komik...
Otobüse obüsüt demesine bayılıyordum ama düzeltti :(


Hep böyle söylese dediğim kelimeler var birde: miniminitüs (minibüs), ebet (evet) gibi...
Geçen gün bana bi şarkı söyler misin dedim 'Canım annem söliim?' dedi, o söyledi, ben ağladım :)


En sevdiği şarkı ali babanın çiftliği: hayvanların sesleri kısmına kadar dinliyor, o kısmı da ben susup dinliyorum, hiç şaşırmadan ne öğrettiysem söylüyor. Birde kendi uydurdukları var: otobüs, araba, kamyon dedirtip seslerine düt düüütt diyor. Enteresan olan: çiftlikte telefon olması ve aloo demesi :)))



5 Nisan 2012 Perşembe

Antalya Macerası

Pazar günü eşim akşam Antalya'ya gidiyorum deyince bende önce annemlerde kalmayı düşündüm ama 1 gecede kalıp 2. gün akşam döneceğini söyleyince benim kafanın üstünde bi ampul yandı :))
En sevdiğim arkadaşlarımdan biri Antalya'ya yerleşmişti ve görüşmeyeli çok uzun zaman olmuştu. Fırsat bu fırsat demeli ve Nilgün'cüğümle güzel kızı Tuana'nın yanında almalıydık soluğu.
Uçak bileti ertesi gün öğlen vardı, arabayla gitme fikri de eşime cazip gelmeyince zar zor otobüs bileti bulduk
Her zaman ki gibi muhteşem ağırlandık.
Tuana da oğlumla iyi anlaşsaydı tam süper olacaktı :)))



Çok iyi geldi bu kaçamak. Hem dinlence, hem hasret gidermece oldu az da olsa...
Bu arada oğlumun da dili çözüldü havadan mı sudan mı :)))
Yeni kelimelerini ayrıca yazmak istiyorum inşallah :)

29 Mart 2012 Perşembe

İyi ki Doğurdum :)

2 yıl önce bugün...
O günün 'O GÜN' olduğunu nerden bilebilirdim :) Muhtemel doğum tarihimize 6 gün kalmıştı. Günlerden pazar, üzerimde bi yorgunluk, bütün gün bi oraya bi buraya devrilip devrilip yatıyorum. O kadar çok kilo aldım ki iki lokma yesem doyuyorum hatta artık nefes alacak yerim kalmamış gibi, daralıyorum. İçimdeki kıpırtılar artık hoplama zıplama denebilecek düzeyde... O kadar ki bi ara karnımın yaklaşık 10 cm. yükseldiğini farkettim. Sadece ben değil eşimde gördü. Heralde takla attı dedim eşime ama içim içimi yedi ya ters döndüyse normal doğum olmazsa diye. Akşamüzeri kıpırdanmalar kesilince biraz uyumuşum. 1 saat kadar sonra tuvalete kalktığımda farkettim suyumun geldiğini. Aslında hemen hastaneye gidecek kadar acil değilmiş durumum ama nerden bilebilirdik :) Meğer bizim ufaklık birazcık yaramazmış, annesinin karnında bile rahat duramazmış, hareket etmeye çalışırken kesesini delivermiş ufacık :)
Ağrım sancım yok ama hastaneye gidince bırakırlar mı hiç, yattık paşa paşa... Bu kısmı pek hatırlamak istemiyorum aslında ama sadece sancılarımın çoğalmasını beklerken sabaha kadar pencereden gökyüzüne bakıp bu gece bitecek mi diye düşündüğümü unutamıyorum... Kalp atışlarını dinleyerek kendimi yatıştırdım. Sabah olacak, oğlum gelecek diye...
Saat 9a kadar dayanılmaz ağrılar çektiğimi söyleyemem. Ama son 15-20 dk. ömre bedeldi :)


Ve saat 09:23 ! Hediyem geldi :) Bundan sonrasını anlatacak kelime bulamıyorum. Sonrası dediğim de 2 yıl :))) Hoşgeldin bebeğim... İyiki geldin... Seni çok seviyorum...

15 Şubat 2012 Çarşamba

3. YILIMIZ




Meğer ne kadar doğru bi karar vermişim 14 şubatta evlenmekle!
Eminimki evlilik yıldönümümüz olmasa asla kutlamazdık...
3 yılı geride bıraktık.
3 kişilik çekirdek ailemiz, acı tatlı anılarını biriktirerek hızla yoluna devam etmekte...
Ara ara duygusallaşıp neler neler yazmak istiyorum ama şimdi vaktim yok :(
Sadece:
İyiki evlenmişiz :)

Kartta yazan not:
- Başıma gelebilecek en güzel mutluluktu seninle hayatımı birleştirmek...


Bu da çiçeğim :)




Bu da balkabağım :)

Bu da yeni senemizin şarkısı olsun :)


18 Ocak 2012 Çarşamba

Nam-Nam-Nooo = Kar Yağıyo :)

Kar böyle lapa lapa yağar, hava yumuşacık olur, hastalıkda olmazsa evde durulur mu hiç ?
Durulmaaaazzz :)))
Önce bi durulur,bakılır,
Kartopu yapılır,
Tehlike görünmüyorsa
Karlar sevilir,
Emeklenir,
Batılır,çıkılır,
Yatılır,
Kalkılır,
Abartılır,
Atmaya çalışılırken üste başa saçılır,
İyice bulanılır,
Yuvarlanılır,
Mutlu olunur :)

3 Ocak 2012 Salı

Terket oğlumu hastalık!

Cuma akşamı başlayan hafif öksürük artarak çoğaldı, pazar gecesi göz-burun akması, yüksek ateş, ishal, iştahsızlık, uyksuzluk, huysuzluk, tatsızlık, halsizlik vs. sabahı sabah ettik. Pazartesi doktorda aldık soluğu... Çok şükür beta çıkmadı. Bademcikleri şişmiş pondiğimin. Antibiyotik, öksürük şurubu, ateş düşürücüyle kurtardık şimdilik... Dün gece yine yükseldi ateş ama 38i geçmedi bu sefer. Uyurken meme bile istemedi :(
Bu sabah biraz iyi gibi. Hareketlenmeye başladı çok şükür...
Yaramazlık yapmaya başlayınca inanacağım iyileştiğine :)
Gözleri yarım açık, sessiz sessiz ağlayarak yardım ister gibi gözümün içine bakarken çok kötü hissediyorum kendimi...
Bidaha hasta olma bebeğim...
Bununla geçmiş olsun...