24 Aralık 2011 Cumartesi

Doruk Kuralları


1- Kimin hangi koltuğa oturacağına ben karar veririm. Kafaya göre oturulmayacak.

2- Pepee seyrederken dikkatim dağıtılmayacak, asla önüme geçilmeyecek.

3- Anne - baba tek başına yemek yiyemez. Hatta beraber başka faaliyetlerde bulunamaz.

4- Ad-daa dediğimde her iş bırakılıp gezmeye gidilecek.

5- Her istediğimde (tıklım tıklım bi otobüs ya da banka farketmez) meme verilecek.

6- Uslu uslu duramam kıyafetler ben çırpınırken giydirilecek.

7- Istemiyorsam altım değiştirilmeyecek.

8- Her bıcı bıcı dediğimde banyo yaptırılacak, ben isteyene kadar (saatler sürsede) çıkılmayacak.

9- Gece uyuyorum diye rahat edilmeyecek. 2 saatte bir yanıma gelinecek, meme verilecek,
kendim birakana kadar yanımda yatılacak, itekleyince gidilecek.

10- Ne oynamak istiyorsam o an o saniye o oyun oynanacak.
Basket oynarken attığım topa bakılacak, tezahurat yerinde yapılacak.

11- Yediğim her lokma alkışlanacak.

12- Atıştırmalıklar önce bana ikram edilmeden yenmeyecek.
Hatta markette peynirin, zeytinin lezzeti önce bana sorulacak.

12 Aralık 2011 Pazartesi

Sendromlu bebek

2 yaş sendromu denen illet 18. aydan itibaren görülmeye başlanabilir mi ?
Yaklaşık 2 aydır maruz kaldığımız sebepsiz hırçınlıklar, tokatlar, kendini yerlere atmalar, kulak tırmalayan çığlıkların sebebi nedir ?
Evet belirtiler tehlike çanları çalıyor diyor ama daha 2 yaşına gelmedin ki oğlumm :( Keşke biraz daha laf anlar söz dinler hale gelseydin de öyle girseydin şu sendroma, daha kolay atlatabilirdik. Ben daha hazır değildim desemde sen hazırmışsın erken büyümeye.. Napalım bu da geçecek... Umarım çabuk geçer...

Bikaç gündür ıkınmaya başladığında soruyorum 'Napıyosun oğlum?' cevap hala ıkınarak 'TA-TA!' zor tutuyorum kendimi, 'Aferin oğlum yap' diyorum arkamı dönüp gülüyorum, yaptıktan sonra temizlerken sıkıştırıp öpüyorum :)

Aslında hata yaptığımı da dün farkettim. Birsürü yazı okudum, geç bile kalmışız. Kendi kendine yanına gelip 'anneee, tataaaa' diyen çocuğu niye otutturmazsın tuvalete be akıllı... Zaten bez bağlamakta gittikçe zorlaşıyo, savaşıyoruz resmen... Çok kızdım kendime çoooook... Bugün hemen bi klozet adaptörü, lazımlık alıyorum, akşam TA-TA seanslarına başlıyoruz :)

Hem sendrom hem tata birlikte olurmuki... Denemeden göremeyiz...

20 Kasım 2011 Pazar

19. ay özet

Bugünlerde en sevdiğimiz aktivitemiz diş fırçalamak !
Acayip keyif alıyor ve kahkahalar atıyoruz. Sanırım azılar gıdıklanıyor :)

Hareketlilik sınırları çoğu zaman ağzımı açık bırakacak seviyelere çıkıyor, korkuyorum...
Sabahları beni yataktan kaldırmanın kolay yolunu buldu oğluşum, 'anneee, mamaa!' :)) Tabiki aç olmasına dayanamayan anne fırlar yataktan...
Gece uyanmalarını kesmenin yolunu da ben buldum, birlikte yatmak. Hiç istemeye istemeye yanına yatıyorum, uykuya daha fazla direnemiyorum artık. Ben yanındayken niye uyanmıyor saat başı emmeye ? Bilemiyorum...

Bide oğlumun ilk çizgi film karakteri kahramanı Pepee oldu :) Aklına geldikçe 'Aç,aç, pepee açç' tutturuyor. En ilginç tarafı, ne zaman istese %90 pepee olması, nerden bilebiliyorsa... En büyük Pepee hayranlarından biri oldu, bende şikayetçi değilim bu durumdan. En azından günde bikaç dakika sayesinde sakin oturuyor :))

15 Kasım 2011 Salı

Güle güle küçük evimiz...

Yine taşındık :)
Her sene ev değiştirme alışkanlığımızdan kurtulamadık.
Hiç hesapta yokken, ani bir kararla, yeni evimizde yeni bir hayata başladık...
Bu defa istediğimiz, hayal ettiğimiz herşey birarada...
Umarım bu son taşınmamız olur. Zira eşyalarımız bi nakliyeye daha dayanamayacaklar... :)


27 Ağustos 2011 Cumartesi

lill-lill

Neler yazmak istiyorum kaç zamandır bitürlü fırsat bulamıyorum. Hergün yeni bi olay yaşıyoruz, anlatacak o kadar çok şey oluyo ki, dedesiyle berbere giden bebek oğlumun şekilsiz kırpılan saçlarıyla çocuk olup gelmesi, ön dişlerinden önce gelen azı dişinin görüntüsü, poz vermeyi öğrenmesi ve daha şu an aklıma gelmeyen bi dolu şey...



Koca terliklerle bide güzel yürüyo :)

Son zamanlarda kendi geliştirdiği dille neler anlatıyo, hangi şarkıları söylüyo, o kadar çok çeşitlendirdi ki artık hepsini anlamakta zorlanıyorum...

'Annee, anneee, anne, annneeeee.....' 'efendim oğlum' diyene kadar sonu gelmiyo...

Hemen herkesin adını öğrendi yarım yamalak da olsa :) Ama en komiği amcasına 'emmii' demesi...

Çalan her kapıya da 'dede' diye koşuyoruz :)

lil-lil = gezmeye gidelim

11 Temmuz 2011 Pazartesi

Babaanne'ye veda...

Çok erken oldu bu veda...
Ne oğlum doymuştu babaannesine, ne de babaannesi oğluma...
Aralarında ne büyük bi aşk vardı halbuki...
Bu genç yaşta bu ayrılığı hiç düşünmemiştik. Oysaki ölüm ne kadar yakın insana...

Güle güle süper babaanne...
Dualarımız seninle...
Mekanın cennet olsun...
Seni hiç unutmayacağız...

29 Haziran 2011 Çarşamba

Hadi bıcı bıcıya...

video

Tombiğim 15 aylık oldu bugün... Nasıl geçti zaman... Ne çabuk büyüdü küçük bebeğim... Ne çok yol kat etti 15 ayda... Tam anlamıyla afacanlığın DORUKlarında :) Daha şimdiden böyle olması da bazen fena korkutuyor beni laf aramızda :P


Bişeyler söylemeye başlayalı o kadar uzun zaman olmasına rağmen bi türlü anne demedi diye üzülüyordum. Geçen gün banyoya girince arkamdan ağlamak yerine kapıya gelip 'men-nee' diye kapıya vurdu. Kulaklarıma inanamadım. Çıktım tekrar söyle dedim yalvardım ama yok söylemedi bidaha. Aslında hep ağlayacağımı düşünürdüm ama şaşkınlıktan ağlayamadım :) İyi de oldu...
Şimdi sadece zorda kalırsa anne gibi bi ses çıkarıyor ama normal zamanda söylemiyor. Bide bakmamı isteyipte dikkatimi çekemediğinde 'nenee' diyor ama anne mi mine mi demek istiyor daha çözemedim :)

22 Mayıs 2011 Pazar

Hoşgeldin Bahar...

Uzun zaman oldu yazmayalı... Ama ben böyle olacağını biliyordum. Hayatım boyunca hep böyle oldu çünkü. Günlük tutma yeteneğim olmadığı için... Amaaa, bu blog oğlum için olduğundaaan, burda durum farklı, sıkılıp aylarca bi kenara bırakamıyorum. Pondik beni artık o kadar yoruyor ki, gün boyu yazmak istediklerimi kafamda tasarladığım halde akşam parmaklarımda bile derman kalmıyor. Olduğum yere yığılıp kalıyorum çoğu zaman…

Oğluşum 13. ayını doldurdu. O kadar güzelleşti, tatlandı ki nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Bütün zamanımızı dolu dolu geçiriyoruz artık. Havalarda ısınsaydı keyifler tam tam olacaktı :) Artık tam anlamıyla yürüyor, kendi çapında konuşuyor, anlatıyor, şarkılara tekerlemelere eşlik etmeye çalışır gibi bişeyler söylemeye çalışıyor, güldürüyor, coşturuyor, ne istediğini anlatıyor, herşeyi anlıyor, hergün daha da tatlanıyor, tadına doyulmuyor...
Yaramazlıkları da hat safhada tabiî ki… Ev dağıtmanın sınırlarını çoktan aştık, toplayabilmenin mümkün olmadığı seviyelerdeyiz J
En büyük zevklerinden biri çamaşır makinesinin içine kafayı uzatarak ‘hah’ deyip yankıyı dinlemek J Vazgeçirmeye, engellemeye çok uğraştım ama sonra baktım yasaklayınca daha çok ilgisini çekti. Her fırsatta makineye yönelmesi sonucu beraber değişik sesler çıkarıp oynadık, artık kapağı açmaya çalışmaktan vazgeçti.  Gülüyorum, çok tatlı oluyo, çok eğleniyo fln ama ben yokken de yapacak diye ödüm kopuyo… Artık sadece düğmesini çeviriyo, ışık yanıp sönmeye başlayınca 1-2 sn. bakıp bırakıyo. Ama o ışık orda yanıp sönecek! Yoksa içi rahat etmiyo, ben kapatıyorum o açıyo, ben kapatıyorum o açıyo… Böyle sürüp gidiyo ama buna razıyım kapağı açmasın da…
Nihayet hava ısındı J Sonunda çıkıp bahçemizde oynayabildik. O kadar güzeldi ki içeri girmek istemedi. Yaz boyu dışarıdayız artık. Ama içeri girmemiz gerektiğinde nasıl başarabileceğiz çok merak ediyorum J


Çiçeklerimizi diktik, temizliğimizi yaptık, minderlerimizle örtülerimizi yıkayıp serdik, mis gibi oldu bahçemiz, yaza hazırız, artık misafirlerimizi ağırlamak için sabırsızlanıyoruz… J

29 Mart 2011 Salı

Ve Doruk... :)

İyiki doğdun oğlumm.. İyiki geldin bebeğimm.. İyiki benim oldun.. İyiki...

 


Canımın parçası... Sen ne zaman doğdun, ne ara büyüdün, nasıl 1 sene geçti de, koca 1 yaşında çocuk oldun ahhh...
Bana annelik tacını taktın...
Hayatımdaki bütün eksiklikleri doldurdun. Ben sen gelince tam oldum. İçimin acıyan yaralarını sardın. Yarım yamalak değil, gerçekten mutlu oldum. Gerçekten güldüm. Gerçek huzuru, gerçek zenginliği, gerçek sadakati, gerçek şefkati tattım. Tabi yanında gerçek korkuyu da...


Benim şansım sensin. Canımsın. Kanımsın. Sana sahip olmak, hayatta yaptığım en iyi şey. Ve katkılarından dolayı sevgili babana teşekkürlerimi sunuyorum.
İkinizi çok seviyorum. Siz benim herşeyimsiniz. Sevgiler...

25 Mart 2011 Cuma

Bak ne yaptım :)

Geçen gün evin ortasında yarım yamalak yapılmış halini görünce çok güldüm, iyiki hemen resmini çekmişim artık doğrusunu yapmayı öğrendi. Yanlış koyunca bakıyo olmadı, hemen devirip başlıyo yeniden yapmaya :)

Bide ısrarla üstüne üstüne koymuş :)

24 Mart 2011 Perşembe

Aile Eğitimi-3

KONU: ÇOCUĞA KENDİMİZİ İFADE ETMEK

Kendimizi ifade etmek birçok açıdan önemlidir. Çocuklarımızın davranışları karşısında duygularımızı düşüncelerimizi söylemezsek onlar yüz ifademizden, duruşumuzdan anlamlar çıkarmaya çalışacaktır. Ayrıca davranışlarıyla bizi nasıl etkilediklerini anlayamayacaklardır.

Çocukların hoşumuza gitmeyen, bizi rahatsız eden bir davranışı sonucu kendimizi ifade ederken dikkat etmemiz gereken noktalar:

- Genelleme, küçümseme, suçlama, etiketleme gibi kişiliği hedef alan (baskıcı tutum) iletişim şeklini kullanmayacağız.

- Çocuğun kişiliğini değil davranışını hedefleyeceğiz ve neden bu davranışı yanlış bulduğumuzu, bu davranışın bize olan zararını/etkisini çocuğa açıklayacağız. Bir de bu davranış sonucunda hissettiğimiz duyguyu anlatacağız.

Örnek:

- Alışverişte sürekli birşey almamı istediğinde (olay) sıkılıp utanıyorum (duygu) çünkü hem işimi çabuk bitiremiyorum, hemde satıcılardan rahatsız oluyorum (davranışın etkisi)

- Yemeğini iyi yemediğin zaman (olay) endişeleniyor ve üzülüyorum (duygu) çünkü iyi beslenemeyeceğini ve hastalanacağını düşünüyorum (davranışın etkisi)

Bu tarz cümleleri olumlu ve hoşumuza giden olaylarda da kullanabiliriz. Örneğin çocuğunuz evi toplarken size yardımcı oldu. Siz de;

-' Toz alarak evi toplamama yardım etmen çok hoşuma gitti. Bugün daha az yoruldum.' dediğinizde onun bu davranışını teşvik etmiş olursunuz.

22 Mart 2011 Salı

Aile Eğitimi - 2

Perşembeden beri ancak vakit bulabiliyorum. Yoğun bi haftaydı doğumgünü hazırlıkları da tam gaz sürmesi gerekirken ben daha hiçbişey yapmıyorum :))) Hatta şu an bile yemek yapmam lazım umarım pondik biraz daha uyur...

KONU: İLETİŞİMDE ENGELLER

Anne babalar, çocuklar bir sorun, sıkıntı yaşadıklarında, çocuğa soru sorarak ya da öğüt vererek sorunların çözüleceğini düşünürler. İlişkilerin sağlam temellere oturması için tabiki anne babalar çocuklarıyla konuşmalı ve çocuklar da anne babalarıyla konuşma gereğini hissetmeliler. Ancak bütün iyi niyetlere rağmen bazı yaklaşımlar, sorunu çözmek yerine sorun yaratma şekline dönüşebilir veya çocukla anne baba arasındaki iletişime engel oluşturabilir.

Önemli bir sorunla karşılaşan çocuğa genellikle gösterilen yaklaşımlar tam tersi tepki yaratıp 'engel' haline dönüşebilir ve çocuğa yardım amacıyla söylenen sözler sorunu içinden çıkılmaz bir hale dönüştürebilir. Halbuki çocuğunuz size bir sıkıntısını anlatırken onu sadece dinlemeniz yeterlidir.

İletişimde engel oluşturabilen yaklaşımlar:

- Emir vermek, yönetmek
- Tehdit etmek, gözdağı vermek
- Yargılamak, eleştirmek, suçlamak
- Ad takmak, alay etmek, utandırmak
- Karşılaştırmak, kıyaslamak
- Vaaz vermek, ahlak dersi vermek
- Öğüt vermek, çözüm ve öneri getirmek
- Öğretmek, nutuk çekmek, mantıklı düşünceler önermek
- Övmek, iltifat etmek, pohpohlamak
- Yorumlamak, analiz etmek, tanı koymak
- Güven vermek, desteklemek, avutmak, teselli etmek
- Soru sormak, sınamak, çapraz sorgulamak
- Oyalamak, dikkatini dağıtmak, şakacı davranmak, konuyu dağıtmak.

Bazen çocuğun tek ihtiyacı birinin susup onu anlayışlı bir şekilde dinlemesidir. Biri kendisini sorgularken, suçlarken ya da nasihat ederken, çocuğun doğru ve yapıcı düşünmesi zordur. Şefkatli bir tutumla birlikte söylenen 'Hımm...yaaa...öylemii...' gibi sözler çocuğu, kendi düşüncelerini ve duygularını araştırmaya teşvik eder ve büyük bir ihtimalle de çareyi kendi kendine bulur.

15 Mart 2011 Salı

Bugünlerde...

Dağınıklığın,

Huysuzluğun,

Yaramazlığın,

Oyunbazlığın,

Şirinliklerin

DORUKLARINDAYIZ :)

4 Mart 2011 Cuma

İlk Adımlar

Yazımı yazmış, yayınlamış, bilgisayarımı kapatmış, ortalığı toplamış, mutfağı toplamış, artık oğlumun uykusunun geldiğine kanaat getirmiş yatırmaya hazırlanırken, odaya girdim, pondiği yere bıraktım, arkamı döndüm iki adım attım, geri döndüm baktım, bir de ne göreyim ???

OĞLUŞUM YÜRÜYOOOOORRR :)))

O mutluluk saçan surat ifadesi, o bakış, o gülüş, ardından o kucaklama.... anlatılacak gibi değil.... Başarısının farkındalığı ve gururlanması da öyle....

Belki 5 adım , 5 sn. bile sürmedi ama dünyalar benim oldu.. Benmi çok abarttım acaba :)

Bunu yazmadan uyuyamayacaktım :D :D :D

3 Mart 2011 Perşembe

AİLE EĞİTİMİ (3-6 YAŞ)

Bugün '3-6 yaş için aile eğitimi' kursunda ilk dersimizi aldık. Aslında zaten bilinen şeylerin üstünden geçerek basit bir giriş yaptık ama önemli gördüğüm, unutmak istemediğim ya da zaman zaman hatırlamak istediğim konu başlıklarını paylaşmak istiyorum...

Konu: Aile Tutumları

- Baskıcı Aile Tutumları: Çocuğa yapması istenenlerin zorla -şiddet uygulayarak- yaptırılması.

* Sadece fiziksel değil, parmak sallamak , 'ben sana gösteririm' şeklinde tehdit de şiddettir. Duygusal ve ekonomik şiddet de çok tehlikelidir.

* Sonuçta, şiddet uygulayan, agresif ya da pısırık, antisosyal bireyler yetişir.

- Tavizkar Aile Tutumları: Unutulmamalı ki taviz tavizi getirir. Yapılan en büyük yanlışlardan biri de çocuğa ihtiyacı bile olmadığı halde 'biz yaşamadık şimdi imkanımız var çocuğumuz eksik kalmasın' tarzında gereksiz ve pahalı birsürü şey almakmış.

* Çocuk birşey istediğinde, ihtiyacı da varsa ve zaten onu almayı düşünüyorsak bile daha sonra almak için ikna etmek çocuğumuza beklemeyi, sabırlı olmayı ve istediği birşey için emek harcamayı öğretirmiş. Mesela 'yarın şuraya gideceğiz orda daha güzelini bulabiliriz, bulamazsak gelir bunu yine alırız' demek ikna edici bir yöntemmiş. Hatta ertesi gün yine aynısı yapılabilirmiş :)

* Sonuçta, mutsuz, sorumluluk alamayan, okul hayatında başarısız, yalnız, dışlanan, doyumsuz ve kişiliği zarar görmüş bireyler yetişir.

- Aşırı Koruyucu Aile Tutumları: Çocuklar 6 yaşından itibaren bütün ihtiyaçlarını kendileri karşılayabilirlermiş. Ama tabi daha öncede hiçbir şeyi kendi yapmasına izin verilmezse 6 yaşına girdiği gün kendi başına yapmaya başlayamaz. 'Kendi suyunu içemez' 'Kendisi yemek yiyemez' 'Doydun mu? Bence doymadın' gibi sözler (doyduğuna bile ben karar veririm mesajı) oldukça yanlış.

* Sonuçta, kendine güvensiz, ne yapabileceğini bilemeyen ve kararsız bireyler yetişir.

- Mükemmeliyetçi Aile Tutumları: Hata kabul etmeyen ailelerin tutumlarıdır.

* Sonuçta, kaygılı, telaşlı, özgüvensiz, özbenlikleri zedelenmiş bireyler yetişir.
Son olarak, HEDEFİMİZ;

- Demokratik Aile Tutumları: Herkesin birbirini dinlediği, fikirlerin önemsendiği, ortak kararlar alınan aile ilişkisi demektir.

* Sonuçta mutlu, kendinden emin, kararlı, sorumluluk almaktan çekinmeyen, hayattan korkmayan vs. vs. bireyler yetişir.

KISA NOTLAR:

* Maddi ödüle tamamen karşıyız. Parka götürmek, alkışlamak da ideal ödüllerdendir.

* Çocuğun anlattıklarına değer vermek çok önemlidir.

* Bizden uzaklaşmasın, birşey saklamasın istiyorsak yargılamadan, suçlamadan, eleştirmeden dinlemeliyiz.

* Çocukluktan gelen özgüven için ona saygı göstermeliyiz.

1 Mart 2011 Salı

İlk şarkıların

- Mis kokulu oğlum benim : Kesinlikle en çok eğlendiğim :)))
- Tombiklikte üstüme yok, yaramazlıkta üstüme yok... :Seni en çok tanımlayan ;)
- 'İce ice baby' vazgeçilmezimiz: Daha 3 günlükken seni sakinleştirebilen bi meme emmek bide inanılmaz ama hip-hop...
- İşte geliyooorr,Ali Doruk geliyooor, gençkızların gözdesi, bodrumlu paşa doruk güzel yatıyla geliyooor..... : Babanın muhteşem rap yorumuyla :)
- Annesinin kuzusu, bitanecik oğlusu, bebikide bebiki, annesinin bebiki. : Annenin ilk ninni bestesi :)
- Benim güzel bebik oğlum, benim güzel bebik oğlum, benim güzel bebik oğlum, benim güzel bebik oğlum... : Ne kadar güzel olduğunu anlamışsındır..
- Hey benim adamıııım, güzel bebik adamııım, yakışıklı adamııım, bebekyüz adamıııım...: Babana az gülmedim bu şarkı yüzünden, hala da gülmekteyim :)))
- Şampiyon paşa Doruuuuk, u a dev adam 12 devadam..
- Şampiyon oğlum benim (neler oluyor hayatta melodisiyle)
- Pondik pondik pondik paşası, pondik pondik pondik paşası, pondiiik po po po pondiiik po po po pondiiiik po po po pondik paşasıııı, po po po po po po..... pondik paşasııı ............... Keşke melodisini de yazabilsem, harikulade bestem :)))

İlk isimlerin

Doğmadan önce:
- Çokomilk: Seninle ilgili tek emin olduğumuz şey çikolatalısüt renginde olacağındı. Kakao oranı tahminimizden biraccık fazla olmuş :)
- Çikilop: Aynı zamanda bi çikolata markası sanırım.
- Tombikban: Kusura bakma oğluşum ama tahmini fetus ağırlığın hep üst sınırlardaydı..
Doğduktan sonra:
- Tombikban doğduktan sonra da uzun bi süre favorimizdi.
- Oburo: Ne sıklıkta acıktığını anlatan en büyük kanıt babanın sana taktığı ve günde 20-25 kere tekrarlamak zorunda kaldığı isim.
- Yaramaziko: En çok güldüklerimden biri.
- Şampiyon: Sana ayağa kalkmayı öğreten isim.
- Bambam: Amcandan yadigar..
- Bodrumlu paşa Doruk: Adı üstünde Bodrum Fatih'inin oğlu Bodrum paşası Doruk:)
- Pondik: En uzun süre kullandığımız, üstüne besteler yaptığımız, adeta efsaneleştirdiğimiz 1 numaramız :)
- Pondik paşası / Paşa pondik: Efsaneleşirken gelişti..
Umarım unuttuğum olmamıştır...

26 Şubat 2011 Cumartesi

Merhaba :)

Oğlum doğduğundan beri bugünleri hatırlamayacak diye üzülüp duruyorum. Ben onu pamuklara sarıp sarmalıyorum, gözümden çok sakınıyorum ama sanki bana inanmazmış gibi ısrarla hatırlasın istiyorum. Mümkün olmayacağına ikna olunca, ona yazılı bir kanıt bırakma ihtiyacı hissederek, canım arkadaşımın oğlu için yaptığı bloguda okuya okuya, sonunda bu blogu yaratmaya karar verdim.
11 aydır vakitsizlikten ertelediğim bu işi daha fazla hatıra unutmadan hayata geçirmek lazımdı. Bende oğlumun gelişimini anlatacak fotoğrafları aylara göre sıralayarak bir yerden başladım. Umarım devamı gelir ve oğluma istediğim gibi bir kanıt bırakmayı başarabilirim.
Bu yazıyı sayesinde 5 günde tamamladığım biricik oğluşuma sevgiyle..... :)